8 Ocak 2011 Cumartesi

Böyle İşkenceyi Ancak İşkembe Yapar

Yıllar yıllar önce. Şaka ya siz de hemen nasıl inanıyorsunuz. Benim boyum kaç, benim kilom kaç, daha benim yaşım kaç? Daha gencim lan. Neyse gece saat 2-3 suları babamla geziyorduk. İlerde bir yerde güzel bir restorant gördüm. "Hadi baba girelim." dedim. Girince de içeceğimiz şey belli: İşkembe çorbası! Hani içmemişim ya merak ediyorum burdaki insanlar oturup içiyorsa demek ki bir sebebi var, seviliyor. Tabii onların sarhoş olduğunu bilmiyordum ki. Gerçi duymuştum genellikle sarhoşların eğlenceden sonra falan oraya bir de çorba içmek için gittiklerini. Neyse. Girdik içeriye. Bayağı afilli bir yerdi. Dolayısıyla fiyatı da afilliydi. İstedik çorbalarımızı bekliyoruz. Nasıl da meraktayım nasıl anlatamam. İçim içime sığmıyordu dermişim. Yani o anda gözümün önünden işkembe çorbaları geçiyor, mmm nefis! Herkes içiyor, benim ne eksiğim var içerim ben de! "Oğlum sevmezsin boşu boşuna bir de buraya para ödeyeceğiz. İçmezsen valla başından aşağı dökerim." Yalnız bunu söylerken o kadar ciddiydi ki. Tabii ben de "Hı hı." havalarındayım. "Kötü çorba mı olur yea." diyorum kendi kendime. Neyse geldi çorbalar. Geldiği gibi ben bittiğimi anladım zaten. Böyle ağır bir koku yok resmen bayılacağım. Bir da babam başımdan aşağı dökeceğini söyledi ya, ki döker de, ben daha bir telaşlandım. O dökmeden benim başımdan aşağı kaynar sular döküldü. "Acaba babam dökmeden ben mi başımdan aşağı döksem? Deli gibi davranır, işi kotarırım." Düşünmelerdeyim deli gibi. Başka yolu yok bu içilecek; ama nasıl içilecek of resmen Çin işkencesi. Öyle bir kokuyor öyle bir kokuyor ki anlatamam. Babam da baktım sirke, biber, limon falan döküyor. O ne döküyorsa iki katını döktüm yok anacım bana mısın demiyor. Hala leş gibi kokuyor. İğrene iğrene içmeye başladım. Bir de altındaki et parçalarına ne demeli! Mide parçalarıymış. (Öğgh!) Onları da yemek gerek tabii. Yoksa başımda küçük küçük mide parçalarıyla dolaşacağım sokakları. Gözler bana çevrilecek falan. İçiyorum içiyorum bitmiyor. Kâse oldu sana kazan. Bir türlü bitmek bilmiyor. Hala sirkeler, limonlar ellerimde. Yani hiç mi fayda vermez? Yanımda babam içiyor da içiyor. Seviyor adam. Sessiz sessiz öğüre öğüre içiyorum. Etleri çiğnemeden yuta yuta bitirdim. (Of yazarken bile midem bulandı.) Sonunda kendimi lavaboya attım. Kusmak istiyorum tam kusacağım bir de ordaki rezillikle uğraş. Gittim elimi yüzümü yıkadım, neyse biraz kendime geldim ve koşar adımlarla bir daha içmemek, gelmemek üzere orayı terkettim.

Not: Okurken mideniz bulanmışsa, sürç-i lisan ettiysem affola. Ayrıca o fotoğraftaki görüntüye de aldanmayın.

0 yorum: