25 Ekim 2010 Pazartesi
İngilizce'nin Bünyeye Etkisi
Şu an ödevlerimi yapmam gerekirken yazıyorum ya hiç iyi bir şey değil. Evde denemeyiniz demek geldi içimden... Uzun süredir yazmıyorum demeyeceğim yine. Şu İngilizce'ye artık adapte oluyorum, ona şaşırıyorum. Bünyemi ele geçirdi resmen. Gaipten sesler, görüntüler... Geçen hoca sanki hala ders anlatıyor gibi geldi bana ki hiç hayra alamet değil. Resmen kulaklarımda dersten enstanteler. Aslında iyi bir şey de olabilir. Derse girmem dinlerim kendimi falan ohh miss. Tamam saçmaladım! Kendimi yolda yürürken İngilizce konuşurken buluyorum bu arada. Kendi kendimi, gizlice yakalamış olduğum için polis tarafından yakalanıp, hunharca muamele edilen sünepe bir hırsız gibi hissediyorum. Geçenlerde gazetede bir haber okurken 'Katil' kelimesini 'Keytıl' diye okudum, çok korkuyorum galiba artık dönülmez akşamın ufkundayım. Neyse bu kadar iç döküş yeter. Ben kopuşlarda olacağım ödevimi yaparken.
Gönderen Nihatesoglu zaman: 22:18 0 yorum
Etiketler: İngilizce bünye ödev hoca enstante sınıf ödev gaipten sesler
2 Ekim 2010 Cumartesi
Ezik Stayla
Yazıma özürle başlamak isterdim. Uzun zamandır yazmıyorum evet, farkındayım; ancak bir öğrenci olduğumu sizlere anımsatmak istiyorum. Bu yüzden özür dilemeyeceğim! Zaman çok hızlı geçiyor ben ne yapayım? Yoksa en son yazımı sanki dün yazmış gibi hissediyorum. Bu böyle yani. Of neyse. Bir an önce sadede gel diyorsunuz değil mi? Tamam. Aslında yine hepimizin alışık olduğu bir vıcık vıcık arkadaşlık ilişkisinden bahsedeceğim. Bu vıcık vıcıklık genelde hemcinsler arasında oluyor. Okuduktan sonra bana hak vereceksiniz. Dediğim gibi şu vıcık vıcıklık aslında Türkçeye nasıl girdiğini bir türlü akıl erdiremediğim "Kanka" sözcüğüne (internet tabiriyle kanks or kanky) tekabül ediyor. Şimdi bu liselilerin (genelde lisede oldukları için böyle dedim, üstünüze alınmayın ve liseli dediğim icin aşağıladım sanmayın) genelde mutlaka birbirlerine hava atmak için birtakım aksesuarları, telefonları, ayakkabıları vs. vardır. Dikkat ederseniz yanındaki kimi arkadaşları sürekli arkadaşının mallarına (gerçi babasının malı da hadi neyse) yalanır. "Oğlum şu saatini ver de biraz takıp, dolanayım." "Ayy yarın ayakkabını bana versene giyeyim erkeklerle takılcam daa. Şu yeni gelen çocuk da var grupta." "Kanka telefonunu bir günlüğüne odünç alıyorum" "Oğlum şuna güzel oyunlar yükle de öyle getir telefonu. Canım sıkılıyor derste oynarım." "Ayy ne güzel konverssss! Bir giyeyim de seninkini, yakışırsa babama söyleyeyim de alsın. Ne kadara almıştıeen?" ... Gibi diyaloglar mutlaka duymuş, gormüşşsünüzdür. Hatta maruz kalmış bile olabilirsiniz. Bizzat ben çok gördüm. Örneklerde dediğim gibi ögrenci arkadaşının saatini alır iki tur atar, diğeri arkadaşının ayakkabısını giyer... Yani her şeyi anlarım (gerçi anlayamıyorum; ama neyse) sen hangi akla hizmet arkadaşınınn ayakkabısını giyiyorsun? Ne ayaksın? Çok mu mecbursun onu giyip başkalarınınn yanında ezik stayla takılmaya? Bak kimse görmemişse, hiç yoktan ben gördüm seni, yazıyorum buraya dolayısıyla rezil oldun! Hayır o değil de böyle insanların geleceğini düşünemiyorum. "Ay çocuğun ne kadar tatlı, bir günlüğüne bana odünç versene." "Abi karın çok guzel bir gün kulübe giderken koluma takayım." (Sonucu kesin dayak) "Canım evini çok beğendim. Hayri'yle bir günlüğüne kalabilir miyiz? Belki Hayri evini görür de biz de yeni ev alırız. Hatta size komşu bile olabiliriz." (Aman gelmeyin!) "MSN adresine bayıldım. Şu yeni çocukla konuşcaz da birkaç günlüğüne verebilir misin? Söz, ilişkimiz olursa çok sürmez." bla bla bla. Bu tür vıcık vıcık arkadaşlara sahipseniz bir an önce yanınızdan bir daha gelmemek üzere kovmaya çalışın. Aksi halde bu örnekler ilerdeki hayatınızda size hayatı zindan edebilir. Bir gün bu piyangonun büyüğü size vurmadan önleminizi alın. Neyse bu kadar öğüt yeter!
Gönderen Nihatesoglu zaman: 23:46 0 yorum
Etiketler: ezik stayla vıcık sadede gel saat ayakkabı converse konvers kanks kanka oğlum MSN Hayri bla ayakkabı
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

